Google.com - İKİ GENCİN BAŞARI HİKAYESİ

Google.com ismi Milton Sirrota tarafından bulunan, Kasnel ve James Newman’ın yayınlamış oldukları “Matematik ve Hayal Gücü” adlı kitapla ünlenen googol kelimesinin üzerinde oynanmasıyla bulunmuştur. Google bugün için her ne kadar vazgeçemeceğimiz siteler arasında yer alıyorsa da geçmişi 1995’lere kadar dayanmaktadır.

İki üniversite öğrencisi Larry Page ve Sergey Brin ilk olarak üniversiteyi tanıtma turlarında birbirleri ile tanışıyorlar. Anlatıklarına göre her iki karakter birbirleri ile hiç anlaşamıyor ve sürekli münakaşa ediyorlar. Stanford üniverstesi bilgisayar bölümü öğrencileri ve Google.com’un kurucuları olan iki girişimcinin birbirleri ile farklı fikirlere sahip olmaları belki de ortaya bugün kullandığımız gelişmiş arama motorunun ortaya çıkmasını sağıyor.

1996 yılı Ocak ayında Larry ve Sergey “BackRub” adlı arama motoru için birlikte çalışmaya başlıyorlar. “BackRub” adı arama motorunun sitelerden geriye dönük bağlatıları analiz etmesi fikri üzerine kuruluyor. Her iki genç öğrenci, tüm öğrencilerin yaşadığı parasal sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Fikirlerinin çalışıyor olması için sitelerinin bir sunucuda olması gerekiyor ama sunucuların fiyatları çok pahalı olduğu için Larry düşük bilgisayar konfigirasyonlarından çok başarılı bir sunucu ortaya çıkarıyor. Bir yıl geçtikten sonra yapmış oldukları BackRub bağlatı analizi görenler tarafından çok beğeniliyor ve ünleri hızla yayılıyor. Üniversite içinde ağızdan ağıza teknolojileri konuşulmaya başlıyor.

1998 yılının ilk yarısında Larry ve Sergey projelerini mükemmel hale getirmek üzere çalışmaya devam ediyorlar. Terabyte boyutundaki ucuz disklerleri alarak Google.com’un ilk veri merkezini Larry’in yurttaki odasına kuruyorlar. Bu sırada Sergey’de üniversitede bir ofis kuruyor. Potansiyel yatırımcılar ve arama teknolojilerinin lisansını satın almak isteyecek firmaları çağırmaya başlıyorlar. Ofislerine Yahoo’nun kurucusu ve arkadaşları da olan David Filo’yu da davet ediyorlar. David Filo sıkı bir iş çıkardıklarını kabul etmekle birlikte Larry ve Sergey’i kendi arama motoru şirketlerini kurmaya cesaretlendiriyor ve “tümüyle geliştirdiğiniz ve ölçeklenebilir duruma geldiğinde tekrar konuşalım” diyor. Diğer yatırımcılardan hiç biri Google.com’la bu kadar fazla ilgilenmiyorlar. Hatta bir portal’in CEO’su “rakiplerimizin % 80’ini kadar iyi olursak bu bizim için yeterli, bizim kullanıcılarımız arama ile gerçekten ilgilenmiyorlar” diyor.

Larry ve Sergey’in projelerini bugün tanımlamalarını istesek herhalde basit bir cevap verirlerdi “Arama motoru teknolojisine yenilik getirdik, yazılımımız aradığınız sözcükle bağlantılı sayfaları diğer arama motorlarından farklı analiz ederek daha iyi sonuç ortaya getiriyor ve kullanıcılar zaman kazanıyorlar.” İşte müşteri neden size gelsin sorusunun doğru yanıtlardan bir tanesi.

O günün büyük internet şirketlerinin dikkatini çekemeyen iki ortak kendi başlarına hareket etmeye karar veriyorlar. İhtiyaçları olan sadece yurt odasından çıkmalarını sağlayacak maddi bir destektir. Bir de google.com için satın aldıkları terabyte boyutundaki sabit disklerinden kaynaklanan kredi kartları borçlarını ödeyecek para lazımdır. Böylece doktora tezlerini bir yana koyup “melek yatırımcı” aramaya girişirler. İlk ziyaret ettikleri hem arkadaşları hem defakülte üyesi olan Andy Bechtolsheim olur. Bechtolsheim Sun Microsystems’in kurucularından bir tanesidir. İki gencin gösterdiği demoya ilk bakışta çok büyük bir potansiyel olduğunu görür ancak toplantıda çok az zamanı olduğu için onlara “detaylar hakkında tartışmak yerine size sadece bir çek yazayım” der ve Google Inc. adına 100.000 USD lık bir çek yazıp onlara verir.

Andy’nin yapmış olduğu bu yatırım aslında bir ikilem yaratmıştır. Yasal olarak Google Inc. şirketi olmadığı için bu çeki tahsil etmekte mümkün değildir. İki genç aile fertleri, arkadaşları ve yakın tanıdıkları ile şirket kurma çalışmalarıyla uğraşırken çek bir kaç hafta Larry’nin çekmecesinde bekler. Sonunda başlangıç sermayesi olarak 1 milyon doları bir araya getirirler.

7 Eylül 1998’de Google Inc. Kaliforniya Menlo Park’da kapılarını tüm dünyaya açar. Hikayeye devam edeceğiz. Sonunu beklemek istemeyenler için İnglizce öykü bu sayfadan okunabilir.

[Slashdot] [Digg] [Reddit] [del.icio.us] [Facebook] [Technorati] [Google] [StumbleUpon]

Girişimci Genç: Ebebek.com - 2

Yemeksepeti.com ve Gittigidiyor.com’dan farklı olarak Halil Erdoğmuş ise organizasyonunda tek başına Eylül 2000’de bebek.com sitesini açar. Kendisini internet işini öneren öğrencileri onunla beraber değildirler. Bir çok kişide ekonomik krizle birlikte internet işinden çekilmiştir. Kimse tek başına kalan Halil’e inanmamaktadır.

Sitenin gelir modeli sponsorluk ve reklama dayanmaktadır. Kasım ve Şubat krizlerinden sonra yazılım şirketlerinin zor durumda olduklarını görerek bunun kendisi için bir fırsat olabileceğini düşünür ve firmalarla konuşmaya başlar. Treda şirketiyle elektronik ticaret yazılımı konusunda anlaşma yapar. Treda’ya 12.000 USD vererek e-bebek.com internet sitesi için düşündüğü elektronik ticaret altyapısını sağlar.

Evin birincisini alan adı olan bebek.com ve e-bebek.com’u almak için elden çıkaran Halil evin ikincisinide Türkiye’deki krizle birikte 1 sene sonra satmak zorunda kalır. Şimdi elde nerdeyse sıfır kalmıştır. Sigorta acentesi ve kimsenin ne yaptığını bilmediği internet siteleri. Aile çevresi hatta çalıştığı programcılar ve arkadaşları bile Halil’e inanmamaktadırlar. Bebek.com ve ebebek.com’un ne olduğunu bilmeyen yakın çevresi hatta eşi bile kuşkuyla bakmaktadır. Evlendiklerinde varlıklı bir ailenin zengin çocuğu olan Halil Erdoğmuş’un artık durumu, dışardan bakanlara göre çok zordur. Çevredekilere belki böyle görülse de inancını ilk günden beri koruyan Halil, batmayı hiç aklına bile getirmez sadece işi nasıl geliştirebileceğini düşünmektedir.

“Karamsar olmak zor değil. Zor olan, çılgın bir firtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir”

Bebek.com sitesine içerik sağlamak için bebek dergilerinden ekonomik krizde işten çıkarılan bir bayanı işe alır. Haftalık olarak güncelledikleri bebek.com sitesi anne ve bebekle ilgili bir çok konuyu sayfalarında ziyaretçilerine sunar. Bebek.com sitesindeki programı internetten bulduğu Marmara Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenciye yazdırır. Sponsorluk ve reklam gelirleriyle ayakta kalmanın güçlüğünü gören Halil ebebek.com’da ürünler satmayı modeline ekler.

16 Eylül 2001 tarihinde e-bebek.com’u açmayı planlarlar. Bilişim fuarına katılarak e-bebek.com’u duyurmayı düşünürler. 5 Eylül’de fuarda standlarında ekibin 2 elemanından birisi olan satış ekibindeki bayan Halil’i cep telefonundan arar.

- “Halil Bey kötü bir haberim var, satış yaptık” der.

Satış onlar açısından kötü bir haberdir çünkü çalışan bir site dışında hiç bir şey hazır değildir. Taşıma firması ile anlaşma yapmamışlardır. Ellerinde stokları da yoktur. Bunun üzerine Halil;

- “Panik yapma şimdi firmayı ara ürünü hazırlasınlar bir de yanına hediye koysunlar” diye cevap verir.

Taşıma firması olmadığı için ürünü, ellerine fotoğraf makinasını da alarak kendileri götürecek böylece hem ilk satış olduğunu müşterilerine müjdeleyecekler hem de ürünü kendileri taşıyacaklardır. Ürünü küçük bir hediye ile Özlem Hanıma teslim ederler. Kendisi çok sevinir.

Özlem Hanım ilk müşterileridir. Sitelerinin ön sayfasına satın aldığı göğüs pompası ürünüyle birlikte resmini koyarlar ve bu mutlu haberi ziyaretçilerle paylaşırlar. Uzun süre bu ürün ana sayfada yer aldığı için en çok satılan ürün haline gelecektir. İlk satışın ardından 11 Eylül’de ikiz kulelere çarpan uçaklar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik durgunluğun derinleşmesine sebep olur.

E-bebek.com açıldığında iş modelleri çeşitli bebek firmalarını bu sitede kendi ürünlerini göstermelerini sağlamak ve internet yönetimlerini kendilerinin sağlamasını mümkün kılmaktır.

Elektronik alışveriş sitesinde farklı markalar ve firmalar kendileri ürünlerini yönetmektedirler. Tek sepet yoktur. Kangurum.com’un bir bakıma sadece bebek için uygulanmış bir modelidir. Zaten Treda’nın bu programının bir başka versiyonu Halil’in anlattığına göre daha sonra Garantialisveris.com.tr sitesinde de kullanılır.

Bir bakıma sanal bir plazaya benzemektedir. Sipariş geldiğinde ilgili şirketin ekranında bu gösterilir. Aynı sipariş emri taşıma firmasına da iletilir ve taşıma firması ilgili mağazadan gidip ürünü alır, fatura taşıma firmasında kesilir ve ürün bu şekilde müşteriye gönderilir. Bu iş modelinde e-bebek.com’un stok yapmasına gerek yoktur.

Şirketlerden bu siteye girmek için başlangıçta 300 USD isterler. Bir çoğu bu parayı çok bulur. Onlar açısından bir açmaz oluşturur. Hem ürünlerini e-bebek.com’a koyacaklar hem de bunun için 300 USD vereceklerdir. Bir çoğu bunu kabul etmezler ve iş modeline inanmazlar. Az mağazada olsa e-bebek.com yavaş yavaş yol almaya başlar. 2001 Kasım ayında ilk önemli anlaşmalarını Mynet’le yaparlar. Bebek bölümündeki içeriği onlar sağlarlar. Bu işbirliğinden sonra diğer işbirlikleri de ilerleyen aylarda Baskuda.com, Kangurum.com gibi sitelerle yapılır.

“Başarılı eylemler gerçekleştirebilmek için, hiç bir şey kararlı bir zihin ve tükenmeyen bir enerjinin birleşiminden daha kullanışlı olamaz”. Henri Frederic Amiel

[Slashdot] [Digg] [Reddit] [del.icio.us] [Facebook] [Technorati] [Google] [StumbleUpon]

Girişimci Gençler: Gittigidiyor.com - 2

Gittigidiyor.com’da Burak ve Serkan işin başından beri her ikisi organizasyonu kurmuşlardır. Bir çok gün şirketlerinin arkasında ikisi durmuştur. Diğer işleri dışarda yaptırmışlardır. Özellikle progamlama başlangıçta iki genç ile dışardan belli bir ücret ödenerek yapılmıştır. Ancak zaman geçtikçe bu işe ayıracakları sermayelerinin yeterli olmayışı ve daha da önemlisi işi kendi işi gibi önemseyecek programlacıya ihtiyaç duymaları ile birlikte kararları değişmiştir. Cemal ve Barış daha öncede bahsettiğimiz gibi gittigidiyor fikri olmadan “allthewebs.com” diye bir site kurulacağı sırada Burak ve Serkan ile birliktedirler. Selçuk bu ekibe sonradan katılmasına rağmen tüm işi kendi işi gibi kabullenmiş ve yaratıcılığını işte kullanmaya başlamıştır. Selçuk’un bu istekliliği daha sonra şirkete ortak olmasıyla sonuçlanmıştır.

Burak ve Serkan baştan beri kendi içlerinde doğal bir iş bölümü yapmışlardır. Üniversite’den beri arkadaş olmaları sözsüz iletişim konusunda, ikisi arasında büyük bir verimlilik getirmiş olabilir. Sözsüz iletişimle anlatmak istediğim, her ikisi de birbirini uzun yıllardan beri tanıdığı için birbirlerinin ne düşüneceğini çok iyi bilerek yol almalarıdır. Burak idari işleri, finans, muhasebe, hukuk, pazarlama, müşteri ilişkileri bölümünü baştan beri götürmektedir. Bunun yanı sıra Serkan sitenin programlaması, bilgi işleminin koordinasyonu, grafik tasarımı gibi bir çok konusuyla yakından ilgilenmektedir. Konular, bıçak sırtı gibi birbirlerinden ayrılmamıştır. Birbirlerine her konuda destek vermektedirler.

Programı ilk yapan Barış ve Cemal bu sırada ayrı şirketlerde çalışmaktadırlar ve akşamları Vakkorama’nın arkasındaki ofislerine gelerek hem siteye gerekli programları yazmakta hem de çok kullanıcılı oyunları ofis içindeki bilgisayar ağında karşılıklı oynamaktadırlar. Cemal ve Barış’ın üniversiteden arkadaşı Selçuk’da onlara arada sırada takılıp, ofise oyun oynamak için gelmektedir. Internet çıkış hatları sadece telefon çevirmeli ağdan oluşmaktadır ve çıkış hızları çok düşüktür. Ofis içinde bulunan herkes bu ağı kullanır. Internete bağlanmak, için Barış’ın yapmış olduğu siyah bir ekrandan giriş yaparlar. Tüm bu koşullarda bile geleceğe dönük çok büyük ümitler taşımaktadırlar.

2001 ilkbaharında daha önce eBay.com sitesinde işlem yapmış ve halen yapan koleksiyonerler yavaş yavaş siteye gelmeye başlar. Birinci günden itibaren listeleme için belli bir ücret istemeleri karşısında bu kolleksiyonerler epostayla ayrıcalık isterler. En baştan beri bu konuda taviz vermeyen ekip onlara da ücret uygulanacağını söyler ama ilk müşterilerine ön sayfada gösterme yeni listelemelerde öncelik gibi ek faydalar sağlarlar. Site yavaş da olsa hareketlenmeye başlamıştır.

[Slashdot] [Digg] [Reddit] [del.icio.us] [Facebook] [Technorati] [Google] [StumbleUpon]

Girişimci Gençler: Yemeksepeti.com - 2

Bildiğiniz başarılı insanları innceleyin; çevresine de yaydığı bir motivasyon enerjisi olduğunu göreceksiniz.
Yaptığı işlerde heyecanlı olmakla kalmazlar sizi de heyecanlandırırlar.
Paul W. Ivey

Yeni bir fikrinizi şirket haline getirirken en önemli kaynak insan oluyor. İşe başlayacağınız kişileri doğru seçmeniz projenin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden. Tek başınıza işi yapmaya çalışırsanız bu sefer organizasyonun başında sermayenizi çok verimli kullanmalısınız. İlk elemanlarınız şirketinizin kültürünü etkileyebilirler. İki veya üç ortaktan fazla başlanan projelerde daha sonra problemlerin artması beklenebilir. Ne demişler “Çok horozu olan köye sabah gelmezmiş”. Ekibin lideri, çok ortağı yönlendirmekte zorlanabilir ve işin en kötüsü odağınızı işe değil organizasyonun düzine ayırıyor olabilirsiniz. En yakın arkadaşlarınızla sırt sırta verip yapabiliyorsanız çok iyi, ancak arkadaşlığınız ticari bir ilişkiyle nasıl etkilenecek bunu iyi düşünmeniz gerekli.

Şirketin kuruluş aşamasında doğal olarak kendi içinizde bir iş bölümü ortaya çıkabilir. Herkes daha iyi yaptığı iş üzerinde çalışmaya başlar. Eğer boşluklar kalıyorsa ve bu boşluklar kritik önem taşıyorsa mutlaka bu konular açıkça konuşulmalıdır. Bir ortak programlamayla diğer pazarlamayla ilgileniyorsa, finans ve muhasabe sahipsiz kaldıysa mutlaka bunu kısa sürede çözmeniz gerekiyor. Bu şirketinizin varolması açısından çok önem taşır.

Yemeksepeti.com modeli 7 gün çalışacağı için ekibin çok iyi kurulması gereklidir. Nevzat şirketin Genel Müdürü poziyonunu üstlenir tüm idari, pazarlama ve finans konularını diğerlerinin yardımıyla o yönetir. Melih programlama, bilgi işlem konularını ele alır. Cem ise Yemeksepeti.com açısından önemli bir kısım olan restoranlarla bağlantı ve ilişkileri yönetmektedir. Bir bakıma operasyon ve üretim Cem’e bağlıdır. Nevzat tüm bu işleri koordine etme görevini de kapalı olarak üstlenir.

Başlangıçta operasyondan sorumlu biri ve bir kaç çalışanla beraber toplam 6 kişidirler. Hafta sonları ortaklar dönüşümlü nöbete kalırlar. Bir Pazar Nevzat diğer Pazar Cem veya Melih işe gelip siparişleri kendileri takip eder, siparişlerin müşterilere ulaşmasını sağlarlar. Müşteriler internet üzerinden yemek siparişi verdiklerinde bu bilgiler yemeksepeti’ne gelir ve faks programları yardımıyla ilgili restoranlara iletilir. Bu süreci çok sıkı kontrol etmeleri gerekmektedir. Çünkü aç insanların sabırları diğer müşterilerden daha az olmaktadır. Siparişlerini yemeksepeti.com üzerinden verdikleri için de sorunlar restorana değil onlara gelmektedir. Müşterilerin sorunları en fazla 10-15 dk içinde çözülmesi gerekmektedir. Aksi taktirde memnun olmamış üyeler kimseye bu siteden bahsetmeyecekler hatta kötü anlatacaklardır. Müşterilerinin sorunlarını kısa sürede çözmeleri, aynı hizmeti kalitelerini hiç bozmadan sağlamaları ağızdan ağıza yayılmalarını sağlamaya başlamıştır. Sipariş sayıları çok düşük olmasına rağmen artış hızı onları heyecanladırır. 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarında Türkiye’de yaşanan ekonomik krizler önlerine çıkan ilk engellerdir. Çok önemli toplantılar yaparlar, devam edip etmeyeceklerini tartışırlar ve yollarına devam etme kararı alırlar.

Şirketi kendi sermayeleriyle kurdukları için ofisin döşenmesi, bilgisayar, elektronik aletlerin alınması sırasında maliyetler çok önem taşır. Çok fazla paraları olmadığı için en uygun yöntemleri sürekli takip ederler. Gün geçtikçe ofislerine ihtiyaç duydukları eşyaları alırlar. Nevzat bu konuda diğer ortaklar gibi çok titizdir. Ekonomik kirizde batan bankaların malları açık arttırma ile satılmaktadır. Eskidji’nin Yenibosna’daki deposuna uygun malzeme olup olmadığını görmek ve açık arttırmalara katılmak için Nevzat yollara koyulur. Ofisleri için bilgisayar, monitor, telefon, UPS’i bu açık arttırmalardan alarak ucuza getirirler. Krizi bir fırsata çevirmeye başlamışlardır.

“Fırsatlar iyi odaklanmış zihinlerin değerlendirilebilmeleri içindir”. Louis Pasteur

2001 Ağustos ayında haftalık bilişim teknolojileri dergisi Eweek’de yemeksepeti.com hakkında yazdıklarımı tekrar dönüp okuduğumda ekibin doğru işler yaptığını görüyorum.

Gelir Elastikiyeti ve Yemeksepeti.com

Ekonomik krizde dahi olsak, bazı ürünler gelir veya fiyat elastikiyetlerinden dolayı satışları bazı ürünlere göre düşmüyor. Özellikle gıda önemli bir sektör. Gelirimiz arttığında sınırsız alışveriş yapamayız, yani gelir arrtığında alışveriş hacmimiz gelirimizle aynı oranda artmayabilir, çünkü fiziksel olarak yiyeceğimiz miktar bellidir. Aynı şekilde gelirimiz düştüğünde minumum yememiz gerekli bir miktar vardır bunuda yemek zorundayız. Yani üst band ve alt band arasında bir yerde bir harcama yapma zorunluluğumuz vardır.

İş yaşamı, hızlı yaşam dışarda/ dışardan yemek yeme alışkanlığımızı ortaya çıkardı. Sürekli dışardan birşeyler ısmarlayabiliyoruz. Belki sürekli aynı menüleri de yiyor olabiliriz. Ancak yaşadığımız çevredeki tüm restaurantları bilmiyor olabiliriz. Yani menüyü bilmeden bildiğimiz kadarı ile sipariş veriyoruz. Tabi Yemeksepeti.com’u bilmiyorsanız. Yemeksepeti ile 3 büyük ilde internet üzerinden sipariş verebiliyorsunuz. Tam aradığım gibi bir site ile karşılaştığımda fikrin değil herkesin aklına gelebilecek bu fikirlerin uygulanmasının daha önemli olduğunu bir kez daha anladım çünkü benimde aklımda bu fikir var desem kim inanır bana.

Yemeksepeti.com tüm fiziksel restorantları önüme getiriyor. Üye olduktan sonra eski siparişlerimi tekrar kolaylıkla verebiliyorum, adresimi telefonumu her seferinde sipariş verdiğim yere bildirmek zorunda kalıyorum, menüleri saklamıyorum (sadece yemeksepeti.com adresini en çok kullandıklarım arasına alıyorum) Tüm restorantların menüleri, açılış ve kapanış saatleri hemen güncelleniyor bunları takip etmek zorunda kalmıyorum. Epey bir katma değer sağladı esasında bu site bana. Tüm bunların yanı sıra elektronik ticarette akla gelmeyecek bir şekilde kredi kartı numarama hiç ihtiyaç yok. Güvenlik konusunda aklında hala soru işareti olanlara duyurulur. Yemek yemek için sadece üye olup bulunduğum semti ve istediğim restorantı seçip alışverişi tamamlamam yeterli.

Ekonomik modeline bakarsak, 200’ü aşan restorant ile birebir anlaşarak komisyon anlaşmaları imzalamak ve gelen siparişleri fax, telefon, email veya online olarak ilgili lokasyonlara bildirmek. Böylece yeni bir aracılık ortaya çıkmış oluyor. Müşteri ile tedarikçiler arasına yeni bir katma değer oluşturarak yeni bir işkolu ortaya çıkmış durumda. Bir pazar yeri olarak düşünürsek piyasada ilk olmanın avantajını her zaman koruyacak (eğer ayakta kalırlarsa) çünkü buna benzer bir pazar yerinşin daha kurulması sadece yeni bir şeylerin daha eklenmesi, müşteriye sayılı özelliklerden daha fazlasını kazandırması gerekli olacak. Özetle tedarikçilere yeni müşteriler kazandırıyor. Müşteriler için bir çok problemi ortadan kaldırıyor ve kolaylıklar getiriyor. Yemeksepeti modeli fikri hiç ortada yokken birden önümüze geliyor. Yeni bir aracılık faaliyeti ortaya çıkıyor. Tedarikçilerin müşterilere birarada sunulduğu bir model. Burada lokasyon önemli bir değişken olduğu için tedarikçiler arasındaki rekabet ön plana çıkmıyor. Aynı model sigorta şirketlerinde uygulandığında ortaya bir çatışma durumu çıkabilir. Bir şirketin daha fazla görünmesi ürün satışlarını arttırabilir. Aynı durum yemeksepeti modelinde bulunduğunuz semt ve çevrenizdeki rakip şirketler ile sınırlı.

Sonuç olarak, yemeksepeti.com cin gibi bir fikrin yaşama geçirilerek, tedarikçiler ve müşteriler arasında bir katma değer sağlayarak yapılmış başarılı bir uygulama. Umarım Türkiye’de yatırımcı bulurlar veya kendi öz sermayeleri ile uzun süre ayakta kalmayı başararak başarı hikayesi oluştururlar.

[Slashdot] [Digg] [Reddit] [del.icio.us] [Facebook] [Technorati] [Google] [StumbleUpon]

Girişimci Genç: Ebebek.com - 1

Eğer yapabileceğinizi düşünürseniz, yapabilirsiniz.
Yapamayacağınızı düşünürseniz, haklısınızdır.
Mary Kay Ash

Halil Erdoğmuş İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünden 1991 yılında mezun olduktan sonra Yüksek Lisansını aynı üniversitede Uluslarası İlişkiler bölümünde yapmaya başlar 1992 yılında tez aşamasındayken bir hocasıyla arası bozulunca yüksek lisans tez kurulundan geçemez. Sonra memleketi Uşağa geri döner. Uşak’ta Türkiye’nin ilk yerel radyolarından birisini kurar. Bu sırada bir genç kendisine gelir ve babasının onu eczacı yapmak istediğini ama kendisinin işletme okumak istediğini anlatır. Bu öğrenci Bilkent üniversitesinde okurken Halil ona burs sağlar. Mezun olduktan sonra Arthur Andersen’a girmesine için teşvikte bulunur. Daha sonra bu gencin bir arkadaşına da yüksek lisans bursu verir.

Uşak’ta bulunduğu sırada aile işleriyle ilgilenir. Babasının kurduğu yazma işini büyütür. Babası pamuk’tan iplik yapar, bunu dokurlar ve yazma haline getirirler. 1996 yılında evlenir. Yazma işini 1,5 sene içinde 1 milyon USD lık ciroya ulaştırır. Evlendikten 3 ay sonra, yazma işinden ailevi sorunlardan dolayı ayrılır. Artık iş yaşamında tek başına kalmıştır. Eşiyle beraber İstanbul’a giderler. Boyner Holding’de Benkar’a girer. 3 ay sonra Planlama ve Yeni Projeler Müdürü olur. Advantage kart çıkarken, işinden ayrılır. Kendi sigorta şirketinin başına geçer. Sigorta acentesi Boyner Holding’te çalışırken de vardır. İş durumu artık farklıdır. Aile şirketi çok büyük olmasına rağmen o artık o işi bırakmış. Daha sonra da Boyner Holding’deki işinden ayrılmıştır. Elinde eskisine kıyasla nerdeyse hiç bir şey yoktur.

“Herşeye baştan başlamak sizin için kötü değildir; tam tersine bu bir olanaktır”. George M. Adams

2000 Mart ayında Uşak’ta burs verdiği öğrenciler onu bulurlar. Bebek’te bir kafeye götürürler.

- “Halil Bey, bu internet işinde bal tutan parmağını yalıyor mutlaka bir internet işi kuralım” derler.
- Halil “Güzel hoşta ne kuralım” diye cevap verir.

Karşıklı konuşmalardan sonra “en ucuza ne nerede satılıyor” modeli ile ilgili bir site kurmaya karar verirler. Tüm kampanyaların takip edileceği, Türkiye’de satılan tüm ürünlerin fiyatlarının okuyuculara verileceği bir iş modelini yapabileceklerini planlarlar. Bu iş için “En Ucuz Limited” şirketini kurar ama www.enucuz.com.tr ismini ODTU kendilerine vermez. www.enucuz.com ismini satan kişiler 150.000 USD isterler. Sonunda en ucuz iş modelinden vazgeçer. Artık elde bir sigorta acentası ve bir de “En ucuz limited şirketi” vardır. Bazı birikimler ve Uşak’taki evler bir bakıma onun için güvencedir, ancak bu sırada Türkiye’de derin bir kriz yaşanmaya başlamıştır.

Bir gün internette dolaşırken bebeklerle ilgili bir site görür. Bu yeni iş modeli ilgisini çeker. Kafasına interneti sokan genç arkadaşlarına döner ve bebeklerle ilgili bir iş modeline odaklanabilceklerini beraber bu işe başlamaları gerektiğini söyler. Onlardan beklediği taşın altına ellerini koymalarıdır, ama eski genç bursiyerlerin görevi belki de sadece internet fikrini Halil’in kafasına sokmakla bitmiştir. Onlardan herhangi bir hareket göremeyince Halil tek başına bebek işine girmeye karar verir. Sitelerinin adını bebeksitesi.com olarak alır. O zamanların en büyük internet sağlayıcısı ixir ile görüşür. Toplantılar çok olumlu gider.

- “Biz size ziyaretçi sağlarız bu sebeple internet üzerindeki sitenizin adının önemi yok” derler.

Halil bebeksitesi.com ismini pek tutmaz ve ixir’in söylediklerine de pek kulak asmaz. İsim konusu onun için önemlidir. Gelecekte çok daha kritik olacağını düşünür. Uşaktaki evlerden birini 40.000 USD satar ve 30.000 USD ile bebek.com, bebek.net, e-bebek.com, ebebek.com, gebelik.com isimlerini hepsini birlikte satın alır. Evlerden bir tanesi internet alan adlarına gitmiştir. İxir bu sırada Halil’in bahsettiği iş modeli ve sitesi ile işbirliği yapmaktan vazgeçer ve kendi kadın siteleri Nakita.com’da bebek ile ilgili modelleri kendileri uygulamaya geçerler. Halil bunun üzerine çok hırslanır. Bebek.com’la Türkiye’nin en iyi anne ve bebek sitesi olacaktır.

“Başarı, herşeye hazırlıklı olmaktır ve hazırlıklı olmadığınızda başarısızlık kaçınılmazdır.” Confucius

[Slashdot] [Digg] [Reddit] [del.icio.us] [Facebook] [Technorati] [Google] [StumbleUpon]