Açıkçası Türkiye’de içinde fırtınalar kopan fakat bir türlü kanat çırpamayan, uçurumun kenarından atlamaya korkan bir çok yavru kuş olduğunu düşünüyorum. Bu blog onları uçurumdan aşağıya itmek için kurulmuştur.
Sorunumuz evlerimizde garajın olmayışıdır. Garajımız olmasada başarılı küçük hikayeleri anlatan kimseciklerde yok. Medya genellikle büyük şirketlerin genel müdürleriyle ilgili. CEO lar CIO lar kravatlı insanlar, ciddi demeçler, pazar payları, karlılık, vergi vb. uzayıp gidiyor … Bize başarıya ulaşmış, başarı yolunda yol alan küçük hikayeler lazım. İlk adımları atabilmek için bu cesur kişilerin neler yaptığını dikkatlice incelemek lazım. Tabi burada unutmamız gereken bu işin sadece bir yüzü olmadığı. başarısız girişimlerin hataları neydi onlarıda incelemek gerekli olacak.
İşte amaç kısaca bu. Gün ve gün içerik gelişecek ve bu topluluk büyüyecek.


(No Ratings Yet)
Comments 1
“Garaj” noktasini cok iyi yakalamissin. Aslinda garaj analojisi fikirlerimizin aksiyona gecirilmeyisinin bir ifadesi. Oncelikle yeterince fikir de uretilmiyor kanaatimce, belki daha cekirdek halindeyken olduruyoruz fikirleri. Uretilen fikirler de ‘garaj’a tasinmiyor, aksiyona donusmuyor. Bunun yerine konusmayi yegliyoruz, toplumdaki yozlasma ve sorunlardan hemen herkes bahseder; her toplu tasima aracinda en az bir tane ‘bakanlar kurulu’ ve bir kac tane de ‘milli guvenlik kurulu’ toplanti halindedir. Fakat kucuk sorunlari cozmeyi amac edinmis sivil toplum kuruluslarina katilan ve sikayet ettigi sorunlari cozmek icin adim atmis olan birey sayisi cok azdir.
Eminim bazilarimiz bugun basariya ulasmis bir takim projeleri, aynen olmasa da benzer bir cercevede, daha once dusundugumuzu iddia ediyoruzdur. Belki de hakliyizdir ama bu projeyi hayata geciren ve basarandan en buyuk farkimiz denememis olmamizdir. Dusuncemizi ‘garaj’a tasimadik, sorun burada.
Bence “garaj” kacinilmaz bir gereklilik.
Posted 04 Oct 2007 at 9:49 pm ¶Post a Comment
You must be logged in to post a comment.